21 Temmuz 2009 Salı

Yumurta-Tavuk Kavgası Sona Erdi..=)

Yılların geyiğidir,"yumurta mı tavuktan çıkar,tavuk mu yumurtadan?" sorusu..Hatta kendini çok zeki zanneden amcalar ufakken bizi yamultmak için sorar,cevap verince de gülerlerdi..Çok cool durumda zannederlerdi heralde kendilerini...Neyse,günümüze dönelim...
Genelde İsviçreli bilimadamları bişeyler bulurlar ama bu sefer bulanlar İngiliz bilimadamları...Yememişler,içmemişler,bu sorunun cevabını aramışlar ve en sonunda bulmuşlar da...Tavuğun olabilmesi için embriyonik halde bulunması gerekiyomuş...Diceksiniz ki sonuçta o embriyonik hal yani yumurta yine tavuktan çıkıcak..Yok işte...İngiliz bilimadamları diyor ki,o yumurta başka bir bireyin mutasyona uğramış embriyosudur...Neyse,yılların geyiği sona erdi ya,ben ona bakarım...Bu yazının ilham kaynağı olan yazıyı burdan okuyabilirsiniz.
Darısı nice geyiklerin başına =)

19 Temmuz 2009 Pazar

Transfer Çılgınlığı

Hemen hemen hergün birileri bulundukları takımlardan başka takımlara yüksek ücretler karşılığında transfer alıyor..Aslında yüksek dememek lazım bu paralara,hayvani daha uygun olur bence..Özellikle Real Madrid bu sene olayın bokunu çıkartmış durumda...Cristiano Ronaldo ve Kaka'ya toplamda yaklaşık 160 milyon euro transfer bedeli ödediler...Tabi Benzema ve Raul Albiol'ü saymıyorum bile,çünkü onlara o kadar "hayvani" bedeller ödenmedi.
Ayrıca,tespit edebildiğim kadarıyla Real Madrid,böylesine bedelleri ödediği oyuncuları işi bittikten sonra bir kenara atarcasına ödediği bedellerin yanında gayet bedava gibi duran ücretlere başka kulüplere bırakıyor.Bu transfer politikasını sorgularsak,bence Real Madrid başarısız değil,yani transfer politikaları tam olarak yanlış diyemeyiz şimdilik,ama zamana yayarsak?Beni düşündüren tarafı bu aslında..Bu kulüpler çok büyük paralara transfer yapıyor ve sonradan düşük fiyatlara elden çıkarıyor ya da çıkarmıyor,ama anlamadığım kadarıyla paraları hiç bitmiyor..Farzedelim ki çok zenginler,eyvallah,ama bu zenginlik ne zamana kadar devam edicek..?Ya da durumu şöyle ele alalım,bu kadar parayı sadece bir oyun için ne kadar daha harcamayı sürdürecekler,ya da bu doğru mudur?
Aslında bu yazıyı yazmaya niyetlendiğimde bahsetmek istediğim konu politikaları kıyaslamaktı..Yani Real Madrid gibi yıldızlaşmış oyuncuları yüksek fiyatlara almak mıdır daha mantıklı olan,yoksa Lyon gibi,Ajax gibi altyapıdan yetiştirip ya da yıldız değilken potansiyelini farkedip alıp yıldız yapmak mı? Senelerdir championship manager oynayan bir insan olarak benim izlediğim politika genelde genç yetenekleri keşfedip bazı kulüplere kiralık vererek ya da paf takımda tutarak geliştirmekti ve sonrasında yüksek fiyatlara satmaktı.Yani bir nevi Ajax,Porto olmak...Ama etrafıma baktığımda arkadaşlarım genelde Real Madrid taktiğine benzer bi şekilde sürdürdüler oyunu,yani gerçekten o politikanın da destekleyicisi çok her ne kadar eleştirilse de...
Porto modeli bana daha mantıklı geliyor,çünkü bütün takımlar Real Madrid gibi "hayvani" bedellere transferler yapsa yani kimse yetiştirme olayına pek girmese - yetiştirme olayına pek girmese derken takımların altyapı seviyelerini bugünkü gibi kabul edelim - futbol bir yerden sonra pek ilerlemez gibime geliyo...Yani bi yerden sonra bu çeşmenin suyu kuruyacak gibi...Tam tersini düşünürsek de takımlar altyapılarına daha fazla yatırım yapsa ya da potansiyel yıldızları keşfetmeye daha çok çabalasa futbolun üst sınırının çok daha genişleyeceğinden eminim..
Bu arada Fatih Şamlıoğlu'nun bu konudaki yazısını da okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Umarım kulüpler altyapıya gereken önemi verir ve ilerde şuanki düzeyde tahmin bile edemeyeceğimiz şekilde gelişmiş olur futbol...

7 Temmuz 2009 Salı

Kaptanın Seyir Defteri

Yolculuklar,koşuşturmalar derken ihmal ettim seni bloggie farkındayım...Ha diceksin ki bilader zaten okuyan yok bu blogu kendi kendini kandırma,sen de haklısın da sonuçta ne bilim öle yea...Neyse,ben yine karalayayım da içimi bi boşaltayım...En son sana yazdığımda evimdeydim diye hatırlıyorum,sonra bi İstanbul'a gitmek icap etti,bi dayılığımı doya doya yaşamak için..Ne güzel bişeydir ya kardeşinin,canının çocuğu elinde oynuyosun,konuşabilse dayı diyecek =) Pek ilgilenmezdim böyle şeylerle ama insanı acayip mutlu ediyomuş bunu anladım =) Derken ayrılık vakti geldi,biraz da kuzenlerimle görüştüm....Bu arada çocukluğundan beri Avrupa kısmında takılmış olan ben hep Anadolu yakasını ezik filan zannederdim.Kuzenin evine Suadiye'ye gittik bloggie babamla,ulan ne güzel muhittir,Elif'le de tartıştık bunu,İzmir'i sallasak da Suadiye'de mi yaşasak acaba diye düşünmeye başladım valla..Cidden güzel muhitmiş,sevdim valla =) Ve ve ve yine düştük yollara yollara yollara bloggie,İzmir beni bekler...Artık beklemese de gidicektim de işte,yaz okulu bahane oldu biraz...Şuan bulunduğum arkadaşımın evine geldim ve zaten derslerimiz ortak olduğu için beraber gidip geliyoruz arkadaşla...İzmir beklediğim kadar sıcak değil,günler güzel geçiyo ve Age of Empires oynamayı öğrendim lan =) Valla strateji filan anlamam diyordum ama arkadaşlar oynayınca merak saldım öğrendim...Bişi öğrenmek kadar güzeli yok valla,oyunun zevki pek önemli değil gerçekten,sadece "Ben de Age of -age of empires denmiyo buna age of- oynamayı biliyorum" demek bile gayet güzel bişey...Sonracığıma Lost'a da devam ediyoré...Varmış arkadaşta 5. sezon,valla ne yalan söyliyeyim gayet iyi gidiyo yine...Neyse bloggieciğim,şimdilik bu kadar gevezelik ettiğim yeter,bi dahaki yazı arasında bu kadar süre bırakmıcam söz valla...Öptüm canım görüşenziie =)