22 Aralık 2009 Salı

Facebook İnsanı

Melebaa...Geçen düşünüyorum,bu facebook muhabbeti hayatımızın bayaa bi içinde artık...Da benim düşündüğüm asıl şey o değil...Gayet açıktır ki bizler internet çocuklarıyız,internetle büyüdük,halaa da internetle yaşıyoruz...Bu facebook yokken biz ne bok yiyoduk diye bi düşündüm...Kendimi ele aldım...Facebook tam da benim ergenlikten kopma zamanlarıma denk gelmiş...Yani bana forumlarda filan takılmanın bana toplumda ayrı bi statü kazandırdığını düşündüğüm yılların sonuna denk gelmiş ki çok uygun bi geçiş olmuş,yani tam sıkılmışım,yeni bişiler arıyacakmıışım,facebook çıkmış....Belki diyebiliriz yonja vardı,evet,benim de hesabım vardı...facebook çıkınca kapattım ama yonja hala var ve geçen bi arkadaş girerken baktım,bayaa da geliştirmişler ve üye sayısı katlanmış....Neyse,derdimiz bu değil....Hadi bana tam denk gelmiş ya da bana öyle geliyo da benim akranlarım ve benden 10 yaş büyükler için çok merak ediyorum ne yapıyolarmış internette...Gerçi şöyle bi durum da söz konusu olabilir,çoğu insanın evinde bilgisayar internet filan yokken gayet 40-50 yaşındaki amcalar evlerine bilgisayar internet aldılar,o da ayrı bi muhabbet....Sonuç olarak,facebook an itibariyle kapansa,hayat aktiviteleri duracak,ne yapacağını bilemeyecek tonla insan var dünyada,çevremizde...Açıkçası ben de ilk facebook hesabımı açıyorum,onunla vakit geçiriyorum...Ama bu durum fazlasıyla hayatımızın içinde bişey oldu ama o bişey nedir açıklayamıyorum da...Bu bana dert te değil,yanlış anlaşılmasın ama ne bileyim bu durumu şu ana kadar bayaa bi düşünmeyen vardır gibime geliyo...İlginç lan...

8 Aralık 2009 Salı

İç Hesaplaşma

Melebaaaa...Ulan bloggie,kendimiz yazıp kendimiz okuyoruz yine heralde,bu durumdan rahatsız diilim ama ne bileyim okunsun da istiyorum..Ama mesela bu benim sayemde olmamalı mesela...Yani iletime statüsüme yazmamalıyım anlıyo musun!? Ne bileyim,sanki böyle herşeye bok atan tipler var gibi düşünüyorum,ben blogu yayarsam da onlar da girer benle taşak geçer gibime geliyo...Ne bileyim bu bi çeşit beğenilmeme korkusu heralde...Bi de başta dediğim gibi hani ben demicem ama insanlar benim blogumu bulcak beğencek filan (fakat beğencek!?) öyle olsun istiyorum...Açıkçası benim böyle takip ettiğim bloglar var ve cidden bloglarda çok güzel işler olabiliyo,bu tabii ki bu blog iyi anlamına gelmiyo ama birilerinin blogunu okuduğunu bilmek bile ayrı bi heyecan,ayrı bi güzel bişey bence ve ben beni okuyanların olduğunu öğrenince ayrı bi özendim bu olaya...Yani "Bak beni 70 milyon okuyo hakkını vermem lazım" gibi bi tribim yok ama ne bileyim yine de iyi olsun istiyo insan...Bence bunu çoğu blogu olan insan ister yaa...Bu ne bileyim çok doğal bi duygu gibi geliyo bana...Bu arada ne kadar çok "ne bileyim" dedim yaa...Kendimden tiksindim...Neyse,bu konu üzerinde biraz daha kafa yorup bi karar verebilirim sanırım...Ama bence biz yine kendimiz yazıp kendimiz okuyacaz gibime geliyo,hadi bakalım...

27 Kasım 2009 Cuma

Bayramda Sabahı Hüzünlenen Çocuk...

Naber lan bloggie?! Oolum acaip sıkılıyorum lan...İlk defa ailemden uzak bi bayram geçiriyorum + çalışmam gereken ama çalışamadığım vizeler...Belki moral olur,gaza gelir bişiler yaparım diye babamı çaldırdım,sonra onun kontörü yokmuş halam aradı -aynı yerdeler- o da naber nasılsın iyimisin açmısın hoop kapattı.Ulan dedim kendi kendime, iyice göte geldik bak kimse sallamıyo bizi.Allahtan biraz sonra babam da aradı eve geçip de bi gıdım bişiler oynadı bende.En azından kalkıp internet cafeye geldim bak bunu yazıyorum :D

2-3 gündür yapmam gereken şeylerden pek bişi yaptım dersem acaip bombalamış olurum.Kitaplarımı notlarımı vs. çantamdan çıkardım.Notlarımın olabilmesi benim için bi gelişme sanırım.Burda geyik çevirmesi çok zevkli ama eğer bu çocuk erasmus istiyosa bu derslere harbi çalışması lazım...O yüzden dana gibi yatışlarımın sonlarına geldiğimi kendime anlatmaya çalışıyorum ve sanırım kabullendim artık.Bi anda ders çalışma isteğiyle doldum lan :)

Bu arada bugünün en güzel haberini de paylaşmak istiyorum.oooOOooOOoOOoo patapatapata :) bu çocuk ATEMCO'09 a katılmaya hak kazanmış bulunmakta...:) Kendimi tebrik ediyor,başarılarımın devamını diliyorum ve yanaklarımdan mıncırıyorum.

Sanırım başlıkla alakalı da bişiler yazmanın vakti geldi.Hayatım boyunca her bayram sabahı bizim evde erken kalkılır,tatlı bi telaşla beraber namaza hazırlanılır,namazdan sonra dedemlerde sülalecek toplanılır,kahvaltı yapılırdı.Haala yapılıyomuş bugün beni arayıp söylediler.Ayrıca her bayram illa bi uzakta olan olurdu,o anılırdı "ah o da olsaydı" filan diye.Benim yamulmuyosam ilk defa anılışım bu şekilde.Ayrıca nedendir bilmiyorum her bayram mahallede etrafta bi kimsenin dile getirmediği ama "konsept" olarak ortamda bulunan bi heyecan olurdu.Bugün kalktım,bakkala gittim ekmek almaya,ulan adam aynı giyinmiş aynı davranışlar...Ben demesem iyi bayramlar o da demicek...Ne bileyim bi bakkalda şeker olur gelen giden alır,alacağımdan değil de garip geliyo yaa...Bi bayram coşkusu yaşanmalı bence...Ne bileyim,ben mesela sabah kalkıp osura osura ortalıkta dolaşıp sonra pijamalarla internet cafeye gelmemeliyim...Bana bugünün bayram olduğunu hissettiren tek şey arkamda ergen bile olamamış veletlerin bayram harçlıklarını alıp direk internet cafede counter strike oynamaya gelmiş olmaları...Acaip,bööle anlatamadığım değişik bi hüzün var bu bayram,deprem mi olucak nedir (otu boku depremin alameti olarak gördüğümüz yılları saygıyla anıyorum) Hayır,bi yandan kendime de şaşıyorum..Memlekette olsa o bayram kahvaltısını yaptıktan sonra direk arkadaşlarının yanına kaçan ya da gidip uyuyan,lafa gelince aileye pek bağlı olmayan bi adamdım da nooldu bugün böyle tribe girdim ben de anlamadım...Ama bence bayram dediğin böyle herkesin güzel kıyafetleri içinde kahvaltı yaptığı,tatlı tepsilerinin başından ayrılmadığı bi olay bi ortam olmalı...Neyse,madem bu bayram mevzuuna bayaa bi daldık,herkese bol bol et,tatlı yiiiceği bayramlar dilerim,hadi kaçtım...

17 Kasım 2009 Salı

Özledim!

Bloggieciğim,ulan ne bağlanmışım sana be! Uzun zamandır seni ihmal ettiğimin farkındayım,ama emin ol zaten vicdanım beni bu konuda sağlam bi yargıladı.Hep "ulan şunu yazsam ya süper olur" dedim,aklıma değişik değişik konular geldi,süper tespitsel yazılar kurguladım kafamda (bunda fırat budacı'nın etkisi büyük) ama işte fazla yoğunluk böyle bişeymiş,sığır gibi yatmayı özlediğim zamanlar oluyo.Pazar günüm hariç her günüm saati saatine programlanmış durumda ve bu biraz yoruyo artık beni,internete gidip kafa dağıtayım filan da olmuyo,iyice boşladım buraları.Umarım şu yoğun tempomda arada sırada bişiler attırırım buralara.Hatta bazen bi kenara yaziim lan unutmiim sonra gelir yazarım bloga diyorum,o da yalan gibi,aynı tadı vermiyo yaa...Neyse,arada bişiler yapmaya çalışcaz.Burdan sevip de kavuşamayanlara gelsin beeeğğn özlediiğğm galibaaaağğ seniiiğğğğğ :)

4 Ekim 2009 Pazar

Not Defteri'nden....

Normalde isim bulamamıştım,şimdi buldum.Açıkçası pek de tatmin olmadım bu isimden,neyse şimdilik idare eder heralde...Ayrıca bu yazıda farklılık olucaktı yaaa,bu yazı hiç istediim gibi olmadı.Normalde kağıda yazmıştım,onun resmini yayınlıycaktım,ama olmadı...Saolsun telefonum beni yarı yolda bıraktı ve yine klavyeyle yazmaya mahkum kaldım.Ama hala planladığım bi şekilde olan bi şey var,madde madde yazıcam bu sefer yazımı,çok yazar özentisiyim bu aralar,hadi bakalım....
-Bu sene biraz hızlı başladı bloggie,kol gibi giriyo valla,nabıcaz bilmiyorum...
-Uykusuz'da Engin Günaydın okumak ayrı bi işkence ayrı bi eziyetmiş,montla sıçmaktan betermiş,iyi ki bırakmış yazmayı,yazmasın lan o adam!
-İnsanların sadece bellli özellikleriyle tanınması çok garip lan..Bildiğin gibi saçımı kestirdim okula gelmeden,okula bi geldim,kimse tanımıyo lan!"Saç mıyım lan ben!?" diye düşündüm bi ara,"Saç malama yea." dedim sonra...Hakkaten kötü bi durum ama....
-Gelmeden buram buram pastoral bi Toros'un içinde onu kullanan gayet hoş bir bağyan gördüm,kahırlardayım.Ne büyük bi ironi gibi lan..Hatta gibisi bile fazla!
-"Bazı kadınlar güzel diil,yakışıklı lan!" Vedat Özdemiroğlu (üstat,eli öpülcek adamsın!)
-Bu aralar mentalitem hayli değişmekte.2 yıldır düzenini hiç değiştirmediğim Hattrick takımımı baştan yarattım,olacakları bekliyorum.Ayrıca poker konusunda da bi şeyler öğrendim Kıvanç saolsun,daha mantıklı olabiliyorum eskiye göre...Hadi bakalım...
-Barış Uygur'la bitirmek!?(Bu iki oldu evet ama çok hoşuma gitti alıntı yapmak istedim):
"Yaklaşık 20 milyar dolarım olsa,hiç kafayı yemez,efendiliğimi bozmazdım.Ama mesela 1 milyon dolarım olsa kafayı yiyebilirdim.Çünkü şimdi o parayla da her şeyi yapamazsın,ada alayım desen,alamazsın,jet uçağı alayım sağa sola uçayım desen olmaz,benzin parası yetişmez.Halbuki 20 milyar dolar olsa rahatsın.Hayatta böyle şeyleri düşünmezsin.Bu arada hiç dolarım yok ama yine de kafayı yiyebilirim."
-lightcokeftmentos shits this.Oh yeah...

Not:Bu arada yazı biterken hiç bişey çalmıyodu,ama yazarken bişiler çalıyodu da hatırlamıyorum neydi,bi taakine not alcam lan,söz!

24 Eylül 2009 Perşembe

Yeni yeni farkediyorum...

Ya hani böle bişey olur,normalde öyle bişi olduğu aklınızın ucundan bile geçmez ama aslında öyledir.bu aralar böyleleri karşıma çok çıkıyo,ben de yazayım dedim.

-Mesela birisi babası hakkında bişi anlattığında "oolum seninki neyse de benim babam var yeaaa..." diye lafa atlıyomuşum,acı bi şekilde öğrendim.direk yüzüme vurdular.ama iyi ki de vurmuşlar,daha tehlikeli bi hal almadan düzene koydum bu davranışımı...


-Ziraat Bankası'nın başak amblemindeki "z" ve "b" harflerini de yeni farkettim.Bunu da bi arkadaşımın facebook grubunu paylaşmasıyla farkettim."Lan!?" dedim kendi kendime,"bombalıyo olabilirler mi lan!?" dedim,emin olmak için baktım karta,hakkaten de öyle lan.hatta z ve b'nin üstünde t ve c de yanyana aynı şekilde.ilginç lan.



-Aslında benim eski myspace hesabım hala aktifmiş.Bunu da çok ilginç bi şekilde öğrendim.hemen anlatayım :) Yeni myspace hesabı aldım ve "tanıyor olabileceğiniz kişiler"de kendimi gördüm,evet.Sonra çalıştım çabaladım ve girdim eski hesabıma,"eski ki lan bu" deyip kapatma kısmına geldim,sebep sordu myspace abi bana,valla yenisini aldım dedim.eğer ciddiye alıyolarsa bu sebepleri,kısa süreli bi taşak muhabbetine kurban gitmiş olabilirim,gitmemiş de olabilirim tabi,bilemicem.

Şimdilik aklıma bu kadar geldi,ama eminim zorlarsam daha çıkar,e çıkarsa da yazarım daa.hadi görüşürüz.gachtım.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Dyslexic melody...

Lise hazırlık senesinde dün gibi hatırlıyorum,ingilizce hocamızı kandırır gider okulun teybini alırdık.cd de çalıyodu bu teyp ve sanırım benim dönemimdeki çoğu liselinin bir dönem yaşadığı rap müzik dalgasını coşkulu bi şekilde yaşadık arkadaş çevresi olarak.tabi bunu abartıp hala sürdürenler oldu,hatta bu hayvan gitti kayıtlar yaptı üstüne,iki tanesini lisede amatör şekilde yapmıştı,takdir ediyoduk amatör bi şekilde biz de :).ama bu sene,hatta bu yaz içinde bokunu çıkarmış,gitmiş 5-6 kayıt daha yapmış,çok da iyi yapmış! artık pek rap dinlemememe rağmen arkadaş hatırına dinledim,iyi ki de dinlemişim! gerçekten çok güzel olmuş lirikler olsun,liriklerin müziğe oturması olsun.girip bi bakmanızı öneririm,tarz belki uymaz ama bi kere dinlemekten bişey çıkmaz derim,ben dinledim pişman olmadım :)

edit:şuan sadece 3 şarkısı var,en kısa zamanda uyarıcam kendisini koysun hepsini...şimdiki olan şarkılardan "ama sen varsın" iyidir iyi,hadi bakiim..:)

Hoop çok yanlış gidiosun bilader gel burdan :)

Sonunda....

Nedendir bilemiyorum kaç gündür bloguma giriş yapamıyorum.başka blogları da denedim,ı ıh yemedi.heralde blogspotta genel bi sorun var ki başkalarından da duydum girilmediğini.olsun,sonuç olarak an itibariyle giriş yapabilmiş bulunmaktayım.acaip sevindim lan :) o bu değil de kaç gündür giremiyorum dedim ya,girseydim valla bi kaç yazı yazıcaktım,şimdi onları toparlayabilirmiyim bilmiyorum.o yüzden biraz ara olabilir bu yazıdan sonra,ya da hepsini aynı anda peşpeşe yazabilirim bilmiyorum.neyse,şimdi iyi bir dayı olarak yeğenimle ilgilenmem lazım,en yakın zamanda görüşmek üzeree...

eah yeter ama editi:yazıyı yazdıktan sonra yine bi süre girilmedi bloglara.skecem ama!

12 Eylül 2009 Cumartesi

Fakat!?

Hiçbir şey yokken,aklımın ucundan geçmezken,face'te mal mal dolanırken,hatta hatta yine "asphyxiated" moduna deli bir şekilde sarmış kendimi bunalıma vermişken...yine umutla dolmak!? yine ilk günkü gibi kalbin küt küt atması!? tam artık kalmadı derken aynı duyguları eskisi gibi hissetmek!? üstüne bi de sesini tanıyamamak,utanmak kızarmak!? ne bileyim...sadece bir konuşma bu kadar etkiliyosa....sanırım gerçek aşk bu :)
emin ol asla unutmadım,unutmam...değil bi sene,bir ömür görmesem bile...

9 Eylül 2009 Çarşamba

Lost Bilgisayarı

Lost artık herkes tarafından bilinir oldu,izlenmese bile.Bissürü insanı fanatiği yaptı ki bu insanlardan biri de benim.Hatta üzerinde geyik döndürdük,tartışmalar yaptık "abi o diil de ben o black smoke ı çok merak ediyorum yea" gibilerinden.İşte bu bilgisayar Lost'un sırlarını bir bir ortaya döküyor.İlk başlarda " bu ne lan bi bok anlamadım malcana bişey ki bu" demiştim,ama sonradan Lost gibi bunun da bağımlısı oldum,yeni bölüm yüklenmiş mi kie diye bakar oldum.Çok da güzel gidiyo,umarım böyle devam eder,zaten muhtemelen yakında bayaa da bi yayılır,haberlere çıkar filan.Ben de size çoğu kişiden önce öğrenme fırsatı verdim,hadi bakkiiim goççuum,bu kıyağımı da unutmayın :)
Buraya basıyosun,az ilerden sağ yapıyosun,işte orda :)

8 Eylül 2009 Salı

Less ft Emrah Ablak

Zamanında Ertaç bahsetmişti " abi karikatürlerden klip yapmışlar süper olmuş" diye, ama tabi izleme gibi bi fırsatımız olmamıştı.Ama rahatsızın çükü olan bizzat şahsen ben kendim bi gün sıkınıdan Uykusuz'un internet sitesini baştan aşşaa okurkene rastladım bu vidyolara,çok ta güzel yapmışım açıkçası.Emrah Ablak zaten koparmış bi adam karikatürde,fikir de çok güzel,şarkılar da hoş olunca tadından yenmicek hale geliyür doğal olarak.

Less-Alkolik Kuşlar
Less-Beni Aldığında
Less-Ruh Hastası

3 Eylül 2009 Perşembe

Yeppaa!!

Dün itibariyle öğrendiğim kadarıyla bu blogu okuyanlar varmış,şaşırdım,sevindim...Acaip bi duyguymuş lan :) Takip etmeleri dileğiyle sevgilerimi sunuyorum onlara,görüşmek üzere :)

28 Ağustos 2009 Cuma

Fzik fizik :S

Yaz okulu dedik,dersler filan geldi geçti en nihayetinde."Oğlum kopcaz gezcez iççezn dersleri de yata yata geççez süper lan ahahah" diye gittik ama tahmin edebileceğiniz gibi öyle bi dünya yokmuş onu gösterdiler geri gönderdiler...Ortalamam 1.73'tü ve fd olan iki ders almıştım yaz okulunda...yani ikisinden de çok kasmadan dd alsam geçiyorum,rahatım hesabı...Ama gel gör ki vizelere babaannemin vefatı sebebiynen vakit ayıramadım,o yüzden biraz göte kaçtı,düşük geldi...Ama her öğrenci bilir ki asıl olay finaldir,candır;dedik ve başladık finaller yaklaşınca çalışmaya...Hayatımda bu kadar bi de 6. sınıfın ilk döneminde çalışmıştım,yani gayet iyi bi durumdu,hatta gaza gelip "ortalama 2 yi geçse ya" filan diye...Ama kendim olduğumu unutmuşum nedense...Neyse,analitik sınavı geldi geçti,nhayetinde cc aldım ve geçtim;yani geçmem için kafamda almayı planladığım notun gayet üstünde...Lan dedim kendi kendime -kendimle samimiyetimden ötürü- acaba 2'yi geçer mi ortalama harbiden?Galiba bu soruyu sorarken yine unutmuşum kendim olduğumu,çünkü "ben" fıtratım gereği çalışmak bilmeyen bi adamım...Sınavlar peşpeşe olduğundan yorgunluk olsun,isteksizlik olsun,kendi yarattığım bahaneler olsun kaytardım sürekli ders çalışmaktan,sonra bi baktım saat 11 filan olmuş,yarın öğlen sınav var...Bari temel olarak formülleri belli başlı soru tiplerine bakayım dedim,zira baktım da...Sınavda da gayet 7-8 tane kendim bilerek yaptım,yine bi 7-8 tane yaptım ama emin olmayaraktan -20 soruluk test sınav-,sınav çıkışı da milletle sınavı tartışırkene geçtim dedim rahat rahat,çünkü hesap itibariyle emin olmadıklarımdan 2 tanesi tutsa 50 filan alsam dd ya da dc geliyodu ki ben fd alsam bile sınıfı geçmiş durumdaydım...Yani gayet rahat sınav sonrası taşağımızı yaptık,oh dedik rahatladık bitti gitti dedik,tatil moduna girdik -yaz okulunun bitip de tatile gitmek ayrı bi ironi kokuyo ya,neyse- biletimizi aldık ve evlere dağıldık...Ve yavaştan notlar açıklandı,analitik beklediğim gibi cc geldi,iyii dedim kendi kendime,ama kaderin cilvesi henüz kozunu oynamamıştı,bir köşeden bana kıs kıs gülüyordu...Ve bir gece çıkmasının sonunda eve geldim,"notuma bakayım lan açıklanmıştır belki" diyerekten sisteme girdim ve o "madafakin' " sahneyle karşılaştım...fizik 2 finalim 30 gelmişti ve nedense sistemde harf notu yoktu,ama "başarısız" ibaresi bana göbeğni hoplata hoplata gülüyordu...Tabi bi iki dakika kendime gelemedim nasıl olur lan diye,ama yapıcak bişi yoktu...Tabi bi yandan da korkuyu yedim,önümdeki bir yıl gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti,nasıl oldu anlamadım ama flashforward yaptım,sonradan düşününce kendimle gurur duydum tabii...Not yazmadığı için ve finalim 35 altı olduğu için ff gelecek ve kalacaktım hesabıma göre,ama olayın komik olan yanı 1.79 ile kalıcaktım,yani ortalamam olması gerekenden sadece 0.01 düşük olucaktı...Bi an kendime sövdüm,hocaya sövdüm,dünyaya sövdüm;durdum düşündüm,bi kere bunu babama nasıl anlatıcaktım?Kendisi gayet arkadaşlarımın gıpta ettiği kafa dengi bi baba olsa da ders konusunda onu şuan okuduğum bölümü kazanarak bayaa bi yıkmıştım ve yaz okuluna kalmam 2.büyük darbe olmuştu,bir de yaz okulunda da geçemediğimi söylesem galiba cinnete girer,beni öldürmeden iflah olmazdı diye tahmin ediyorum...Babamın tepkisini düşünmeyi bitirdikten sonra,sıra önümüzdeki sene neler olabileceğini düşünmeye gelmişti...Heralde ilk dönemden d'li olan dersleri alır yükseltirdim,nasılsa koca sene boş geçicekti;sonracığıma bir iş bulur çalışırdım heralde diye düşündüm....Vakit sahura yaklaşmıştı...Televizyonun karşısına geçip biraz uzandım;Türkiye-Hırvatistan maçı vardı ama benim kafam hala ne bok yiyeceğimdeydi...Sahur oldu,uyumaya çalıştım,ı ıh olmuyor arkadaş...Bu konuyu en iyi kuzenim Elif'le -kendisi benimle aynı üniversitede fizik okuyür- tartışabilirim diye düşündüm,zira hocayla arası iyi olabilirdi yani bana muhtemelen en çok onun faydası dokunabilirdi...Uyandığımda Elif'lere gittim,durumu anlattım,ne yapabileceğimizi sordum...Sonra bi arkadaşını aradık ve durumu anlattık...O arkadaşı okula gitti hocayla görüşmeye fakat hoca okulda yoktu...Ertesi günü tekrar geleceğini söyledi...Elif'e ve arkadaşına teşekkür ettim ve eve dönmeye koyuldum,yapıcak bişey yoktu sonuç itibariyle...Neyse,eve geldim ve bi daha bakmak istedim nota,iyi ki de bakmışım;bir mucize olmuş ve notumun karşısına fd gelmişti...Heralde aldığım en iyi haberdi bu yaz içinde...Hemen Elif'e notumun açıklandığını ve arkadaşının gitmesine gerek kalmadığını,teşekkür ettiğimi belirten bir mesaj attım...İçimdeki bütün sıkıntı geçmişti ve o saatten sonra o günüm gayet huzurlu,neşeli bi şekilde geçti...Ama şimdi yine beni korkutan bi durum var ortada....Elif sanırım mesajımı almamış ve demin arkadaşı beni aradı,hocayla görüştüğünü durumu anlattığını söyledi...Ben de ona galiba bi iletişimsizlik olduğunu ve durumu anlattım ve teşekkür ettim...Ardından notuma yine bakmak istedim,çünkü fazlasıyla tedirgindim notun yazmadığı günden beri;ve benin korkutan sahneyi gördüm...Aslında korkmamam gerekti,çünkü finalim 30 gözükürken notum fd idi ve şimdi notum yine gözükmüyordu,ama finalim 35e yükselmişti...Sanırım hoca,kuzenin arkadaşının konuşmasına müteakkip -doğru yazılışını gugılda buldum ehehe- notumu düzeltmişti,sanırım bu durum ondan kaynaklanıyordu,ama yine de tedirgin oluyo insan...Yani anlayacağınız hala beklemedeyim,ve sanırım kayıt işlemlerinde üst sınıf derslerini seçebildiğimi görmeden emin olamıcam tam olarak geçtiğime...Şuan yine bakıyorum,hala harf notu gözükmemekte...Hala fizik fizik bir durum var ve umarım sonunda göte gelmiş olmam...Çünkü hala o tüm flashforwardların gerçek olabilme ihtimali beni feci şekilde korkutuyoooo!!!!

sevindiren edit:feridunu gördüm =)

20 Ağustos 2009 Perşembe

Amaçsız Olduğunu Farketmek...

Arada sadece yazmadan bakıyorum bloga,yani benim blogum olarak düşündüğüm şey bu değildi...Ben bu blogu gayet ahaha lan süper geyik ahaha tarzı şeyler,ya da ne biliyim gerçekten yazmaktan hoşlanacağım şeyler yazmak için açmıştım...Şimdi bakıyorum açılış yazımda bile edebiyat kasmışım...Galiba "o" moda girmişim,bilemedim...İlk blog açtığımı Enes'e söylediğimde -Enes'in blogu var,tecrübelidir babında- "Olm madem açtın doğru dürüst yaz" dedi...Doğru dürüst adamdır Enes,yani hak verdim...Ama fazla hak verdim Enes'e sanırım,kendi amacımdan saptım...
Düşündüm bunu bi gece uyumadan -uyumadan önce iç hesaplaşma yapan insanlardanım ben de,evet-,benim böyle çok hareketim olduğuna kanaat getirdim...Hani daha çok istediğim şeyi değil de,başkaları tarafından daha iyi tepkiler alıcak şeyleri yapmak gibi...Hani sığır gibi de tamamen kul köpek olmak gibi bi durum yok ortada,ama takdir edilmek hoşuma fazla gidiyor sanırım...Facebook'ta bile insanların birbirinin otunu bokunu beğenmesi tarzında bişey bu...Çok insan tanıyorum sırf ilgi çekebilmek için aşklı,sevgili iletiler,statusler yazdığını...Böyle şeyler insanı biraz rahatlatıyo,hani başkasının da senin yaptığını biliyosun sonuçta,ama nedense beni daha çok huzursuz ediyo...Resmen rahatsızın çükü gibiyim..:D
Yani açıkçası birader, "tavuk yumurta kavgası sona erdi" gibi bi yazı bile yazabiliyosam herhalde bayaa bi kendimden geçmişim demektir...Amaçsızlığımı sona erdirmek niyetindeyim bizzat şahsen ben kendim,artık çok daha "benim" yazılarım olucak burda...Eve gidince yazıcağım yazıya kadar görüşmek üzere....

21 Temmuz 2009 Salı

Yumurta-Tavuk Kavgası Sona Erdi..=)

Yılların geyiğidir,"yumurta mı tavuktan çıkar,tavuk mu yumurtadan?" sorusu..Hatta kendini çok zeki zanneden amcalar ufakken bizi yamultmak için sorar,cevap verince de gülerlerdi..Çok cool durumda zannederlerdi heralde kendilerini...Neyse,günümüze dönelim...
Genelde İsviçreli bilimadamları bişeyler bulurlar ama bu sefer bulanlar İngiliz bilimadamları...Yememişler,içmemişler,bu sorunun cevabını aramışlar ve en sonunda bulmuşlar da...Tavuğun olabilmesi için embriyonik halde bulunması gerekiyomuş...Diceksiniz ki sonuçta o embriyonik hal yani yumurta yine tavuktan çıkıcak..Yok işte...İngiliz bilimadamları diyor ki,o yumurta başka bir bireyin mutasyona uğramış embriyosudur...Neyse,yılların geyiği sona erdi ya,ben ona bakarım...Bu yazının ilham kaynağı olan yazıyı burdan okuyabilirsiniz.
Darısı nice geyiklerin başına =)

19 Temmuz 2009 Pazar

Transfer Çılgınlığı

Hemen hemen hergün birileri bulundukları takımlardan başka takımlara yüksek ücretler karşılığında transfer alıyor..Aslında yüksek dememek lazım bu paralara,hayvani daha uygun olur bence..Özellikle Real Madrid bu sene olayın bokunu çıkartmış durumda...Cristiano Ronaldo ve Kaka'ya toplamda yaklaşık 160 milyon euro transfer bedeli ödediler...Tabi Benzema ve Raul Albiol'ü saymıyorum bile,çünkü onlara o kadar "hayvani" bedeller ödenmedi.
Ayrıca,tespit edebildiğim kadarıyla Real Madrid,böylesine bedelleri ödediği oyuncuları işi bittikten sonra bir kenara atarcasına ödediği bedellerin yanında gayet bedava gibi duran ücretlere başka kulüplere bırakıyor.Bu transfer politikasını sorgularsak,bence Real Madrid başarısız değil,yani transfer politikaları tam olarak yanlış diyemeyiz şimdilik,ama zamana yayarsak?Beni düşündüren tarafı bu aslında..Bu kulüpler çok büyük paralara transfer yapıyor ve sonradan düşük fiyatlara elden çıkarıyor ya da çıkarmıyor,ama anlamadığım kadarıyla paraları hiç bitmiyor..Farzedelim ki çok zenginler,eyvallah,ama bu zenginlik ne zamana kadar devam edicek..?Ya da durumu şöyle ele alalım,bu kadar parayı sadece bir oyun için ne kadar daha harcamayı sürdürecekler,ya da bu doğru mudur?
Aslında bu yazıyı yazmaya niyetlendiğimde bahsetmek istediğim konu politikaları kıyaslamaktı..Yani Real Madrid gibi yıldızlaşmış oyuncuları yüksek fiyatlara almak mıdır daha mantıklı olan,yoksa Lyon gibi,Ajax gibi altyapıdan yetiştirip ya da yıldız değilken potansiyelini farkedip alıp yıldız yapmak mı? Senelerdir championship manager oynayan bir insan olarak benim izlediğim politika genelde genç yetenekleri keşfedip bazı kulüplere kiralık vererek ya da paf takımda tutarak geliştirmekti ve sonrasında yüksek fiyatlara satmaktı.Yani bir nevi Ajax,Porto olmak...Ama etrafıma baktığımda arkadaşlarım genelde Real Madrid taktiğine benzer bi şekilde sürdürdüler oyunu,yani gerçekten o politikanın da destekleyicisi çok her ne kadar eleştirilse de...
Porto modeli bana daha mantıklı geliyor,çünkü bütün takımlar Real Madrid gibi "hayvani" bedellere transferler yapsa yani kimse yetiştirme olayına pek girmese - yetiştirme olayına pek girmese derken takımların altyapı seviyelerini bugünkü gibi kabul edelim - futbol bir yerden sonra pek ilerlemez gibime geliyo...Yani bi yerden sonra bu çeşmenin suyu kuruyacak gibi...Tam tersini düşünürsek de takımlar altyapılarına daha fazla yatırım yapsa ya da potansiyel yıldızları keşfetmeye daha çok çabalasa futbolun üst sınırının çok daha genişleyeceğinden eminim..
Bu arada Fatih Şamlıoğlu'nun bu konudaki yazısını da okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Umarım kulüpler altyapıya gereken önemi verir ve ilerde şuanki düzeyde tahmin bile edemeyeceğimiz şekilde gelişmiş olur futbol...

7 Temmuz 2009 Salı

Kaptanın Seyir Defteri

Yolculuklar,koşuşturmalar derken ihmal ettim seni bloggie farkındayım...Ha diceksin ki bilader zaten okuyan yok bu blogu kendi kendini kandırma,sen de haklısın da sonuçta ne bilim öle yea...Neyse,ben yine karalayayım da içimi bi boşaltayım...En son sana yazdığımda evimdeydim diye hatırlıyorum,sonra bi İstanbul'a gitmek icap etti,bi dayılığımı doya doya yaşamak için..Ne güzel bişeydir ya kardeşinin,canının çocuğu elinde oynuyosun,konuşabilse dayı diyecek =) Pek ilgilenmezdim böyle şeylerle ama insanı acayip mutlu ediyomuş bunu anladım =) Derken ayrılık vakti geldi,biraz da kuzenlerimle görüştüm....Bu arada çocukluğundan beri Avrupa kısmında takılmış olan ben hep Anadolu yakasını ezik filan zannederdim.Kuzenin evine Suadiye'ye gittik bloggie babamla,ulan ne güzel muhittir,Elif'le de tartıştık bunu,İzmir'i sallasak da Suadiye'de mi yaşasak acaba diye düşünmeye başladım valla..Cidden güzel muhitmiş,sevdim valla =) Ve ve ve yine düştük yollara yollara yollara bloggie,İzmir beni bekler...Artık beklemese de gidicektim de işte,yaz okulu bahane oldu biraz...Şuan bulunduğum arkadaşımın evine geldim ve zaten derslerimiz ortak olduğu için beraber gidip geliyoruz arkadaşla...İzmir beklediğim kadar sıcak değil,günler güzel geçiyo ve Age of Empires oynamayı öğrendim lan =) Valla strateji filan anlamam diyordum ama arkadaşlar oynayınca merak saldım öğrendim...Bişi öğrenmek kadar güzeli yok valla,oyunun zevki pek önemli değil gerçekten,sadece "Ben de Age of -age of empires denmiyo buna age of- oynamayı biliyorum" demek bile gayet güzel bişey...Sonracığıma Lost'a da devam ediyoré...Varmış arkadaşta 5. sezon,valla ne yalan söyliyeyim gayet iyi gidiyo yine...Neyse bloggieciğim,şimdilik bu kadar gevezelik ettiğim yeter,bi dahaki yazı arasında bu kadar süre bırakmıcam söz valla...Öptüm canım görüşenziie =)

17 Haziran 2009 Çarşamba

Transformers 2 - Revenge of the Fallen

İzleyenler bilir,Transformers'ın ilk filmi gerçekten çok güzeldi.Böyle ne bileyim,voltranlı robotlu filmler pek hoşuma gitmez açıkcası,hatta çizgi filmini bile izlemedim ne yalan söyleyeyim ama arkadaş tavsiyesiyle izlediğim Transformers gerçekten çok hoşuma gitmişti.Tabi "What I've Done"ın filmin ana soundtracki olmasıyla hiçbir alakası yok bu durumun =)...

Geçen gün öyle bi dolanayım dedim forumw.org'da-herkese öneririm,çok kapsamlı bi forum- neyse görür görmez direk girmem gerektiğini anladım,titremeyle geldi bu istek =) girdim yine koparmışlar bloggie...Valla Linkin Park'ından tut da Nickelback'ine çok kaliteli bi soundtrack olmuş,Transformers ekibini öpesim geldi birden...İşi biliyorlar demicem,aynı kafadanız demek daha doğru olur heralde...Tabi bu kadar lafını ettim,gidicem filmine de,herkese de öneririm...Bari soundtrack list'i de yazayım da tam olsun =)

Linkin Park-New Divide
Green Day-21 Guns
Taking Back Sunday-Capital M-E
The Fray-Never Say Never
Nickelback-Burn It To The Ground
The Used-Burning Down The House
Theory Of A Deadman-Not Meant To Be
The All-American Rejects-Real World
Hoobastank-I Don't Think I Love You
Staind-This Is It
Avenged Sevenfold-Almost Easy

14 Haziran 2009 Pazar

Homecoming...

O bu değil de,hiç çaktırmadan bir sene akıp geçmiş...Yemin ediyorum yaa,hiç anlamadım nasıl geçti...Ben de bari eve döneyim dedim,sevindi ebeveynlerim(cümle içinde ebeveyn kelimesini kullandım,mutluyum acayip)..Tabii bu sene içinde sınavlar olduk,her ne kadar pek gerekeni yapmasak da...En önemli notlar 2. dönemin finalleri benim için,çünkü yaz okuluna gidip gitmeyeceğim ya da gidersem hangi dersleri alacağım filan gibi alengirli mevzular final notlarına bağlı büyük bi oranda...Fizik II'den kalacağımı tahmin ediyordum açıkçası,yalana gerek yok çalışmadım pek yani...Ama gel gör ki analitik kimyadan da kalmışım...Bak bloggie,bundan sonra sana böyle hitap edicem,sana yalan söylememeye niyetliyim,gerçekten bu sınava iyi çalıştım ve gerçekten iyi geçmişti..Ama sonuç itibariyle 2o almışım finalden ve fd ile kalmışım...Yani anlayacağın götlerdeyim biraz ve asıl tehlikede olan mat II ve bilgisayardan kalmamam lazım...Gerçi her türlü kalıyorum ya yaz okuluna,neyse....Alllahtan msn filan derken kafam dağıldı biraz da geçti sinirim...Bayaa öfkeliydim yani...Maçı filan da izleyeyim biraz kafam dağılsın bloggie...Bu da açılış yazısından sonraki ilk yazı oldu,hadi iyi geceler bloggie...

4 Haziran 2009 Perşembe

O bu değil de...

O bu değil de ben de blogumu an itibariyle açmış bulunmaktayım,sevindim yerde para bulup gidip dondurma alan çocuklar gibi,hayırlısı olsun...